“Bir düşünceyi kabul etmeden onunla vakit geçirebilmek eğitimli bir zihnin işaretidir” der Aristoteles. Eleştirel düşünmeyle eğitilmiş bir zihnin işareti olsa gerek.
Bir konu hakkında eleştirel düşünme sürecine başlamanın yollarından bir tanesi, konuyla ilgili bir şey okumadan dinlemeden önce onunla ilgili olarak bilinçli, aktif ve sorumlu şekilde düşünmektir.
O yüzden sizden ricam, yazının geri kalanını okumadan önce arkanıza yaslanın ve eleştirel düşünmenin ne olduğunu bilinçli, aktif ve sorumlu bir biçimde düşünün ve bilgisayarınıza, telefonunuza ya da önünüzdeki kağıda yazın lütfen. Cevabınız sizi şu anda pasif bir okuyucu olmaktan çıkaracak ve aktif bir okuyucuya dönüştürecektir.
“Sizin eleştirel düşünme kavramınız nedir?”
Cevabınız, eleştirel düşünme hakkındaki varsayımlarınızın farkına varmanıza ve daha sonra okuyacaklarınızı daha doğru biçimde değerlendirmenize olanak verir.
Eleştirel düşünme, Robert Ennis’in klasik tanımıyla “neye inanacağımıza veya ne yapacağımıza odaklanmış mantıklı yansıtıcı bir düşünmedir”
Matthew Lipman’a göre “iyi bir yargıya götüren becerili ve sorumlu düşünmedir; çünkü bulunduğu bağlama duyarlıdır, kriterler üzerine kurulur ve kendini düzeltici bir yapıya sahiptir.”
Richard Paul de der ki “Eleştirel düşünme, düşündüğünüz esnada düşünmenizi daha iyi hale getirmek amacıyla, kendi düşündükleriniz hakkında düşünmektir.”
Bu tanımları defalarca okumak, her bir tanımdaki her bir kavram hakkında düşünmek, eleştirel düşünmenin ne olduğunu kavramak için faydalı olacaktır: Acaba uzman neden o kelimeyi tercih etmiş de başka kelime seçmemiş? Seçtiği kelimelerle neleri vurgulamaya çalışmış? Tanımlarda tekrarlanan şey nedir? Vurgularındaki temel farklılıklar nelerdir?
Bu tanımların her biri, eleştirel düşünmenin en iyi nasıl tanımlanabileceği konusunda yapılan çok uzun ve yoğun çalışmaların sonucudur. Uzmanlar bu konu üzerinde gözlem, deneyim, düşünce, muhakeme, iletişimle topladıkları ve/veya oluşturdukları bilgileri etkin ve ustaca analiz ederek, sentezleyerek, değerlendirerek, kavramsallaştırarak ve uygulayarak son noktayı koymuşlardır. Dolayısıyla bu tanımlar, önyargıya dayalı bilgiden, yanlış akıl yürütmelerden, gerçekçi olmayan eğilimlerden, dayanaksız kabullerden, sorgulanmamış varsayımlardan uzaktadır. Bu da eleştirel düşünmenin bir başka tanımıdır.
Eleştirel düşünme yansıtıcıdır: Eleştirel düşünme ancak kendi bilinçli, aktif, sorumlu düşünmemiz üzerinde yansıtma yaptığımızda ortaya çıkar. Eleştirel düşünme konusunda, üçüncü paragrafı okuduktan sonra arkanıza yaslanıp kendi eleştirel düşünme tanımınızı yaptıysanız, şimdi düşünmeniz üzerinde yansıtma yapın lütfen: “Eleştirel düşünme konusunda neden bu düşüncelere sahibim? Görüşlerim gerçekten kendi çıkardığım sonuçlar olduğuna göre hangi kanıtlara dayanıyor? Diğer insanlar eleştirel düşünmeye farklı biçimlerde nasıl bakıyorlar? Onların görüşleri ne üzerine temellenmiş? Onların görüşlerini mi yoksa benimkilerin mi daha doğru olduğunu söyleyebilirim? Bütün bunları nelere dayanarak söylüyorum?…
Eleştirel düşünme bir ölçüte göredir: Eleştirel düşünme, düşünmenin bir ölçüte göre olmasını içerir. Bir şey hakkında doğru ya da yanlış şekilde düşünebiliriz. Alakalı veya alakasız, geçerli veya geçersiz kanıtlar kullanabiliriz. O şey hakkında ana fikirleri bulmaya ve anlamaya çalışırken, bunu çok yüzeysel biçimde yapabileceğimiz gibi meselelerin özüne inerek de yapabiliriz. Doğruluk, alakalı olma, derinlik eleştirel düşünmedeki ölçüt örnekleridir. Tüm bunları mantıklı olma ölçütü altında toplarsak, düşünmemizin eleştirel olabilmesi için mantıklı olma ölçütüne uyan yargılarda bulunmamız gerekir.
Eleştirel düşünme mantıklı olmayı gerektirir: Mantıklı düşünmenin kesin kuralları yoktur, ancak izlenecek yolları vardır: Bağlama, hedeflere ve tüm gerçekliklere duyarlı olmak mantıklı düşünebilmenin ana yollarıdır. Eleştirel düşünme iyi bir yargıya/ karara varmakla ilgilidir ve iyi bir karar/ yargıya varmakta düzelticidir. Mantıklı olmanın ana yollarını kullanarak kararlarımızı/ yargılarımızı düzeltebiliriz. Mantığımızı değerlendirmede, eleştirel düşünmenin ötesinde kullanabileceğimiz daha büyük bir kesinlik yoktur.
Eleştirel düşünme gerçek problemler hakkında düşünmektir. Gerçek problemler karmaşıktır. Dağınık soruları vardır. Bu dağınık soruları arıtmak ve netleştirmek gerekir. Soruların genellikle tek doğru cevapları yoktur. Farklı, pek çok cevapları olabilir, ancak yanlış cevapları vardır.
Eleştirel düşünmenin 3 parçası:
Soru sormak: “Yanlış soruların doğru cevapları yoktur” der Ursula Le Guin. Eleştirel düşünme konunun özüne dair doğru ve güçlü sorular sormayla başlar. Örneğin eleştirel düşünmenin ne olduğunu bulmaya çalışıyorduk ya, örneğimize dönecek olursak, “Eleştirel düşünmenin en iyi tanımını nasıl yapabilirim?” gibi…
Ya da önünüzde bir problem duruyor. Problemi merkeze koyup:
- “Bu problemi çözerek hangi sonuca ulaşmak istiyorum?
- “Bu problemi çözmeye başlamanın en iyi yolu nedir?”
- “Ne oldu da bu problemi yaşadım?”
- “Bu problemi çözmeye başlamak için gerekli tüm bilgilere sahip miyim?”
- “Hangi yollarla bu bilgilere ulaşabilirim?
- “Bu problemi çözmenin alternatif yolları nelerdir?
- “Bu problemi en iyi nasıl çözebilirim?
şeklinde pek çok soruyla probleme dair eleştirel düşünme sürecini işletebiliriz. Eleştirel düşünme doğru ve güçlü sorular sorup, problemlerin içinde, kendimize problemler ortaya koymakla ilgilidir.
Soruları çözümlemek: Soruları da eleştirel yollarla cevaplamak gerekir. Sorular sorulduktan sonra doğal tepki, hemen cevapları bulmaya çalışmaktır. Ancak soruları cevaplamanın eleştirel olmayan yolları vardır: Bilgiyi aramadan, aklımıza ilk gelen cevabı verebilir, üstüne üstlük verdiğimiz cevabın kesinlikle doğru olduğunu ısrarla savunabiliriz, ya da başka birine sorar, onun cevabının neye dayandığını sorgulamadan kabul edebiliriz, vb…
Oysa soruyu hemen cevaplamadan bir adım geriye gidip; Soru neyi soruyor? Soru neyi arıyor? Soruyu cevaplamak için ne yapmam gerekli? sorularıyla, soruları çözümlemek iyi bir eleştirel düşünürün en önemli becerilerindendir.
Sonuçlara güvenmek ve eyleme geçmek: Eğer doğru ve güçlü soruları sorduysak, sorular soruları açtıysa ve soruları eleştirel yollarla çözümlediysek, artık elimizdeki bulgulara güvenip eyleme geçmemiz gerekir. Ancak, sonuçlara güvenmek ve eyleme geçmek o kadar kolay olmayabilir. Sonuçlara güvenmek eleştirel düşünmemizin zorlu bir testi veya ölçütüdür. Eğer bir şeyleri mantık çerçevesine oturttuysak ve mantıklı bir sonuca ulaştıysak, bununla birlikte hâlâ elimizdekilere güvenmiyorsak, bu oluşturduğumuz mantığın tam olmadığını gösterir. Doğru eleştirel düşünme süreci hakkında bize pek çok veri sunar ve nereyi/ nereleri eksik bıraktıysak o aşamalara tekrar dönmemizi sağlar.
Süreci tam olarak doğru işlettiysek, elde ettiğimiz sonuçlara güvenip, eyleme geçmemiz önemlidir.
İyi bir eleştirel düşünüre küçük notlar: Eleştirel düşüme negatif değildir. Eleştirel düşünmedeki “eleştirel” kelimesi hiçbir olumsuzluk taşımaz. Kriter kelimesiyle alakalıdır ve hatırlayınız; gerçekçi ve mantıklı olma üst kriterini taşıyan düşünme manasına gelir.
Eleştirel düşünme bu üst kriteri taşıyor diye de, duygudan arınmış değildir. İyi bir duygu okur yazarı hem kendi duygularından hem de başkalarının duygularından elde ettiği verileri üst kritere göre değerlendirerek eleştirel düşünme becerisini hiç olmadığı kadar güçlendirebilir.
Bugünün değişken, karmaşık, bir şeylerin hep ileri doğru akmadığı doğrusal olmayan dünyasında, doğru/ yanlış, geçerli/ geçersiz, tutarlı/ tutarsız bilgi yığınının içinde eleştirel düşünme becerimizi keskinleştirmeye ihtiyacımız var. Bu beceriye bir zihniyet olarak sahip olduğumuzda da becerimiz sanata dönüşür: “ya göründüğü gibi değilse?” 😊