Merak sahip olduğumuz en güçlü şeydir dersek çok mu ileri gitmiş oluruz? Benim cevabım “hayır” 😊. Merak felsefe tarihinde “bilme isteği” olarak tanımlanıyor. Her bilme isteğinin olduğu durumda merak olmayabilir, zorunluluk da olabilir. Merak etmek için bilme isteğinin yanında bir şeyler olması gerekiyor gibi. Mesela ilgi, mesela keşif, bulma, mesela öğrenme, ilerleme…
İlgili, keşifli, öğrenme ihtiyacıyla bezeli merak yoksa gerçekte bilmeyebiliyoruz, “sanmak” eyleminin içine düşebiliyoruz. Bir şeyin “öyle” olduğunu düşünüyoruz. Öyle olmayacağını da kabul etmekle birlikte, “öyle” olabileceği ihtimaline daha çok inanıyoruz. Geleneği sürdürüyoruz:
Bir anne kızıyla birlikte rosto yapıyormuş. Annenin annesiyle, anneannenin de annesiyle tekrarladığı bir gelenekmiş bu. Rostoyu hazırlamışlar ve yıllardır süren geleneğin bir parçası olarak, fırına koymadan önce sağ ucunu kesmişler. Genç kız annesine “Anne, rostoyu fırına koymadan önce neden sağ ucunu kesiyoruz?” diye sormuş. Anne kızının sorusunu üzerine ilk kez o zaman, rostonun neden ucunu kestiğini düşünmüş. Pek de iyi bir sebep bulamamış, çünkü o da annesinden böyle öğrenmiş. Annesinin neden böyle yaptığını hiç merak etmediğinin ve soru sormadığının farkına varmış. Cevabı bulmak için anneanneyi aramışlar. Anneanne de cevabı bilmediğini itiraf etmiş 😊. O da bu tekniği annesinden öğrenmiş. İlgili, öğrenme ihtiyacıyla dolu merakları iyice artmış. 98 yaşındaki nineyi ziyarete gitmişler ve biraz sohbet muhabbetten sonra, nineye hazırladığı rostoyu fırına koymadan önce neden sağ ucunu kestiğini sormuşlar. Nine cevabı vermeden önce onlara başka bir soru sormuş: “Peki hazırladığınız rostonun ucunu kesmeden, hazırladığınız haliyle fırına koymak için yeteri kadar büyük bir tepsiniz var mı?” Anneanne de, anne de “evet” cevabını vermişler. Nine cevapları duyar duymaz kahkahayı basmış: “Rostonun özellikle sağ ucunu “sizin” niye kestiğiniz hakkında hiçbir fikrim yok. Benim yeterince büyük tepsim yoktu. O yüzden bir ucunu keserdim.”
Peki siz rostonuzu nasıl yapıyorsunuz? Ardı ardına gerçekleşen değişimler içerisinde artık işlevini yitirmiş geleneksel yaklaşımları mı sürdürüyorsunuz ya da her şeyi, ancak her şeyi keşfetmek isteyen bir çocuğun merakıyla mevcut durumu sorguluyor musunuz? Şu andaki/ gelecekteki gerçek işlevi, faydayı, değer katanı bulmak için sihirli sorular soruyor musunuz? Çocuk merakımıza dönebildiğimizde ne çok soru sorabileceğimize ve keşif yapabileceğimize yeniden şaşırabiliriz.
Hayatta yol aldıkça düşüncelerimiz, fikirlerimiz geçmişle dolu hale gelirler: dayanaksız kabuller, gerçekçi olmayan eğilimler, inanışlar haline gelmiş sorgulanmamış varsayımlar, önyargılar bugün sadece bizi olduğumuz yere mıhlamakla kalmıyor, çocuk merakıyla keşfedenlerin çok ama çok gerisine, belki de oyunun dışına atıyor.
Çocuk merakına dönebilmek için başlangıç zihnini geliştirmeye ihtiyaç vardır: Bir Zen manastırında çok parlak bir öğrenci, bir Zen ustasından ders alıyormuş. Öğrenci ne kadar parlak olduğunu diğer öğrencilerin anlamasını istiyor ve bu nedenle tüm bilgisini diğer öğrencilere göstermekten hoşlanıyormuş. Bilgisini göstermekle öyle meşgulmüş ki yeni bilgilere hiç açık olmuyormuş. Bir gün ustası öğrencisiyle çay içmeye oturmuş ve öğrencinin bardağına taşıncaya kadar çayı doldurmuş. Çay masaya dökülmüş. Öğrenci ustasına dönmüş ve “Bardağın ağzına kadar dolduğunu ve daha fazla çay alamayacağını görmüyor musunuz?” diye söylenmiş. Usta kısa bir sessizlikten sonra: “Tıpkı senin gibi… Bildiklerinle o kadar dolusun ki, yenilerini kabul etmiyorsun. Yeni bilgilere yer açabilmek için boş bir bardakla çalışmalısın. Bardağın zaten doluyken, herhangi yeni bir şeyi nasıl kabul edebilirsin?” diye cevaplamış.
Bu hikâye “başlangıç zihnine sahip olmak” kavramını anlatır. Merakla ilgili bilimsel araştırmalar, kişinin bildiği ile bilmek istedikleri arasındaki uçurum arttıkça merakın arttığını söylüyorlar. George Loewenstein, Merakın Psikolojisi adlı makalesinde “kişi bilgisindeki boşluğu fark ederse, yoksunluk kaynaklı olarak merak tetiklenir. Kişi bu yoksunluğu gidermek için harekete geçer” diyor. İlgili, öğrenmeye aç, ilerlemeyi isteyen merak için biz yetişkinlerin bardağımızı boşaltmak için yoksunluk çekmeye ihtiyacımız var. Çocuk merakı dediğim şey de tam bu… Çocuk öğrenmek, ilerlemek için başlangıç zihnine tutkulu şekilde sahiptir. O bu yoksunluğu azaltmak için midesinde pır pır eden kelebeklerle birbirini açan sorular soruyor.
Başlangıç kavramı yeniye bütünüyle açıktır. Öğrenmeye açtır ve keşif tutkusuyla doludur. Bildiklerinin – belki de bildiğini sandıklarının- kendisine koyduğu sınırları aşan insan yeniye açık olur. Çocuk merakı yoksa yeniyi de, girişimi de ortaya çıkarmak, ilerlemeyi de sağlamak pek mümkün değildir.
Not: 3 sihirli soru:
1) Neden?: İlişkilerin mevcut durumunu anlamaya ve mevcut duruma meydan okumaya yardımcı olur.
2) Peki ya şöyle olsaydı?: Yeni olasılıkları keşfetmeye ve yeni olasılıklarla dünyanın nasıl görüneceğini hayal etmeye destek verir.
3) Neden olmasın?: Halihazırdaki durumu sorgulamaya, yeniyi hayata geçirmekte engeller varsa, bunlarla bağlantı kurmaya ve tabi ki bunları ortadan kaldırabilmenin yollarını bulmaya katkı sağlar.
Yeni rostonuzu, başlangıç zihniyle, yeniden yapmaya var mısınız?