Deneyim, ustalık, el becerisi gerektiren tüm işlere, zanaat adı verilir. Zanaatkârlık tamamen yüksek derecede gelişmiş bir beceri üzerine kuruludur ve bu beceriye kendini adamakla ilgilidir. Ölçümlere göre, bir marangozun ustalıkla işlemesi ya da müzisyenin ustalıkla icra etmesi takriben 10.000 saatlik bir tecrübenin sonucudur.
Başlangıç seviyesinde beceriye sahip zanaatkâr, zanaatının işlemesi için çok uğraş verir. Eylemleri mekaniktir. Tekniği üst noktaya ulaşan zanaatkârın eylemi, mekanik bir faaliyet olmaktan çıkar. Bu noktadan sonra, usta zanaatkâr derinlemesine düşünür; yeni çözümler üretir. Yeni çözümler, yeni sorunları doğurur. Zanaatkâr becerisini geliştirdikçe çözümlerdense sorunlara yakınlaşır. Zihnini merak sarar. Merak, istenilen beceride ustalaşıncaya kadar “nasıl” sorusunu sordururken, istenilen beceride ustalaşınca,” niçin” sorusunu sordurur. “Niçin” sorusu sonrayı, henüz kurulmamış ilişkileri araştırır.
Peki ya insan kendi yaşamının zanaatkârı olursa?
Kimi gelişmiş bir özgüven ister, kimi gelişmiş bir empati… Kimi zorlanmadan 6 dili konuşabilmek, kimi ekibine etkili bir lider olmak… İnsan istediğinde nasıl ustalaşır? Kendini istediğine adayarak ve istediğine ulaştıracak becerileri tecrübe ederek. Başlangıçta tekniği istediği gibi olmayabilir. Ancak tecrübe etmeye devam ederse, becerileri giderek güçlenir. “Nasıl”la başlayan yolculuğu “niçin”e dönüşür. Yeni ilişkiler kurar. Yeni ilişkiler, yeni sorular doğurur. Böylelikle yaşamının zanaatkârı olan insan, potansiyelini sürekli yeniler ve gerçeğe dönüştürür.
Bütün bunlar, insanın her beceriyi aynı sürede tecrübe ettiğinde, her beceride aynı derecede ustalaşacağı anlamına gelmez. İnsanın yetenekleri ve tutkuları becerinin gelişiminde farklı roller oynarlar.
Tanımı gereği potansiyel, henüz ortada olmayan bir gücün gelecekteki gelişimine bağlıdır. İnsanın muhtemel bir şeyi gerçeğe dönüştürürken, başlangıçta yeteri kadar iyi olmama ihtimali söz konusudur. İnsanın potansiyelini gerçeğe dönüştürürken, dayanıklılığını ve kararlılığını gözden geçirmesi gerekir. İnsan yeterince dayanıklı ve kararlı olmadığında, potansiyeli, hiçbir zaman gerçekleşmeyen varsayımsal bir imge olarak hep bir kenarda durur. Potansiyeli gerçekleştirmek bir anlamda bir zorunluluktur, çünkü insan farkında olsa da olmasa da kendini gerçekleştirmek ister. Jean Paul Sartre der ki “insan eylemlerinin toplamından başka bir şey değildir, hayatı neyse kendisi de odur.” İnsanın hayatı yapmadıklarından ya da yapmayı ertelediklerinden ibaret olursa, kendisi de yapmadıklarından vücut bulacaktır.
Potansiyelini gerçeğe dönüştürürken insan, başarılı olabileceği gibi başarısız da olabilir. Her zaman başaracağının garantisi yoktur. Başarının önünde pek çok engel olabilir. Belki de koşullar uygun değildir. Her zaman istediği gerçekleşmez. Engelleri ortadan kaldıracak, koşullara uyumlu hale gelecek veya koşulları yeniden düzenleyecek yeni çözümler üretmesi gerekir. Hedef koymak zorlukları tanımayı gerektirir.
İnsanın denemeye-yanılmaya ve başarısızlığa tahammülü olmazsa, gelişim olmaz. Bu ikisi olmadan insan takıntılı bir şekilde eksikliklere aşırı odaklanabilir. Kendini cezalandırabilir ve bir daha denemeyebilir. İnsan eksikliği kabul ederse, başarısız olduğunda hem kendisine hem de başkalarına nazik olabilir. Yeni yollar bulabilir ve denemeye devam edebilir. Potansiyeli gerçeğe dönüştürmek için denemek-yanılmak önemlidir: İnsan potansiyelinin ne olduğunu bilebilir, ancak geleceği tam olarak bilemez. Potansiyel henüz ortada olmayan bir şeyin gelecekteki gelişimine bağlıdır demiştik. Dolayısıyla potansiyeli gerçeğe dönüştürmekte belirsizlik söz konusudur. Belirsizlikte, denemeden neyin doğru olduğunu, neyin işleyip işlemeyeceğini bilemez insan. Denerken hatalar oluşabilir. Hatalar öğrenmek için işlevsel araçlardır. Hatalardan öğrenerek, onları geride bırakmak eylemi devam ettirir. Aksi eylemsizlik üretir.
Eylemsizlik üreten başka bir tuzak mükemmeliyetçiliktir. Mükemmeliyetçinin sorunu en iyisi olmadıkça hiçbir şeyin değeri olmamasıdır. Ya hep ya hiç düsturuyla mükemmeliyetçi sırtına kocaman bir yük yükler. Fazla çaba harcar, yorulur. Ve en iyiyi ortaya koymak isterken, bulduklarıyla tatmin olmaz ve eylemsiz kalır.
Eylemsizlik başarısızlıktan çok daha kötü sonuçlar doğurur: insan kendini gerçekleştiremez. İnsan, her denemesinde istediği sonuca ulaşamayacağını kabul ederken, elinden gelenin en iyisi yapmaya kendini verebilir. İnsan hatalarından öğrenerek eylemini devam ettirmek için şu 2 bakış açısına sahip olabilir: “İşe yaramayacakları bulmak için denedim; sonuca varmak için kaynak oluşturdum.” Bu 2 bakış açısı, mükemmeliyetçilik tuzağından kurtulmaya da destek verir. Bir çırpıda iyiye ulaşmak yerine aşama aşama iyiye ulaşmayı hedeflemek akıllı bir seçimdir. Olimpiyatların mottosu “Citius, altius, fortius” dur: “Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü”. Motto, daha önce yapılmışlardan daha iyi şeyler yapma durumunu açıklar. Nihayetinde de başarabileceklerinin sınırını aşmayı ifade eder. İnsan, yaptıklarından öğrenirse, her seferinde daha hızlıya, daha yükseğe, daha güçlüye ulaşır.
İnsan, “her gün her bakımdan gelişiyorum” cümlesini tekrarlayarak ve tabi ki gelişmek istediği alanda eyleyerek hayatını iyileştirebilir. Gelişim hayatın iyileşmesi demektir.
Burada üzerinde düşünülmesi gereken bir husus daha vardır: kendi geliştirmek yani iyileştirmek, kendi kendine hizmet eden bir anlayışa bürünmeden, başkalarına, dünyaya, evrene de hizmet eden bir anlayışa bürünürse o zaman anlamlı olacaktır. Gelişimde uygun bir odak kazanmak için kişisel gelişime, her türden gelişim diyebiliriz belki de. O zaman “her gün her bakımdan gelişiyorum” düsturu “her gün değer katarak gelişiyorum”a dönüşür. Bu da insanı, iyileştirmeye çalıştığı şeyin ne olduğu, nasıl bir değer üreteceği, diğer insanları ve dünyayı da düşünerek nereye kadar gitmesi gerektiği, nerede ve neden durması gerektiği sorularına götürür.
Pratik bilgelik hayatta neyin değerli olduğuna dair derin bir anlayış içerir. Bu derin anlayış da bir hayat felsefesi gerektirir. Yaşam zanaatkârı kendi hayat felsefesinde nasıl’dan niçin’e geçerek, herkesin ve tüm evrenin lehine yepyeni ilişkiler kurar.