Oyun yazarı ve filozof Epicharmus “insan düşünce ile görür ve duyar; her şeyden yararlanan, her şeyi düzene sokan, başa geçip yöneten düşüncedir, geriye kalan her şey, kör sağır ve cansızdır” der. Düşünmek üzerine düşünmediğim yıllarda, bu söz bana o kadar da etkili gelmemişti, ancak uzun bir süredir ne kuvvetli bir söz derim.
Düşünmek sosyal bilimlere göre, anlam oluşturma, anlam çıkarma, karşılaştırma, sınıflandırma ve adlandırma yetilerini içerir (Yeti, insanda doğal olarak bulunan yatkınlık, bir şeyi yapabilme gücüdür). Bu açıdan baktığımızda, insan her an düşünen, düşünmesine göre anlayan, anlama şekline göre hisseden ve eyleme geçen varlıktır.
Düşünme eylemi tüm yaşamımızı belirleyen ve şekillendiren bir süreçtir. Nasıl düşünüyorsak, öyle yaşarız. Tüm eylemlerimizi ve eylemlerimizin sonucunda kendimiz ve başkaları için ortaya çıkacak sonuçları belirleyen düşüncelerimizdir. Yaşamı nasıl anladığımız, yaşamımızdaki problemleri nasıl çözdüğümüz, nasıl karar aldığımız, nasıl sonuç ürettiğimiz düşünme sürecimize bağlıdır. Hayatta etkin ve yetkin olmamızda kendi düşünmemiz üzerine düşünmek, düşünme eylemimizi çok boyutlu ele almak ve gereklerini yerine getirmek önemli, bir yandan da zorunludur.
Bunları hepimiz biliyoruz… Hepimiz biliyoruz da gerçekten her an doğru ve farkındalıklı düşünüyor muyuz? Doğru şekilde akıl yürüyor muyuz? Düşünürken önyargılarımızdan, gerçekçi olmayan eğilimlerimizden, dayanaksız kabullerimizden, sorgulanmamış varsayımlarımızdan uzaklaşıyor muyuz?
Mesela çok geçmişte fizikten kötü not almamın sebebi öğretmenimin notunun hep kıt oluşuydu. Gerçekten öğretmenimin notu hep kıt mıydı? 😊 Tabi ki değildi…
Her insan kendine özgü düşünür. Antik Yunan filozofu Aristoteles düşünmenin “aklın hem bağımsız hem kendine has eylemi” olduğunu söylemiştir. Kendimize özgü düşünürken, hepimiz düşünme hatalarına kapılabiliriz.
Çok uzun süre sadece analitik düşünme ile uğraştık. Sonra yanına yaratıcı düşünmeyi ekledik. Ancak tüm düşünme biçimlerinin (düşünme gerçekleştirilme biçimi bakımından yorumlandığında, analitik, yaratıcı, ıraksak, yakınsak, analojik ve bunun gibi biçimler alır.) başına, önüne, arkasına gelecek bir düşünme biçimi- bence bir düşünme sistematiği- var ki, o, uzun süre sahnedeki başrolü pek kapamadı düşüncesindeyim. Sevgili Epicharmus, şimdi sahneye eleştirel düşünmeyi çağıralım mı?
Az önce şöyle bir şeyden bahsettik: Kendi düşünmemiz üzerine düşünmek… Eleştirel düşünme temelinde, insanın kendi düşünme süreçleri üzerine düşünmesi, kendi düşüncesini eleştirel bakış açısıyla sorgulamasıdır.
Eleştirel bakış açısıyla sorgulaması derken kastedilen şudur: Eleştiri bir şeyi olumlu ve olumsuz yanlarıyla incelemek ve değerlendirmektir. Eleştirme eyleminin eş anlamlısı kritik etmektir. Kritik etmenin kökenindeki kriter kelimesinin anlamı ise, nitelik ve nicelik cinsinden bir karşılaştırmaya esas olmak üzere seçilen bir standart, ölçüttür. Eleştirel düşünmedeki kriter, mantıklı olma kriteridir yani düşünme süreçlerimizi nesnel ölçütlere göre yönetmektir. Eleştirel düşünme, gözlem, deneyim, düşünce, muhakeme, iletişimle toplanan veya oluşturulan bilginin etkin ve ustaca analiz edilmesi, sentezlenmesi, değerlendirilmesi, kavramsallaştırılması ve uygulanmasıdır.
Eleştirel düşünmenin 3 unsuru vardır:
Bunlardan ilki soru sormaktır: Eleştirel düşünme doğru bir sorgulama yöntemi gerektirir. Problemlerin etkin ve doğru çözümü, problemle ilgili soruları sormayı gerektirir. Örneğin; ertelemekle ilgili bir problem yaşıyorsanız, sorulacak pek çok soru vardır:
- Ertelemekle ilgili sorunumu çözerek hangi sonuca ulaşmak istiyorum?
- Erteleme sorunumu çözmeye başlamanın en iyi yolu nedir?
- Neden erteleme sorunu yaşıyorum?
- Ertelememek için nelere ihtiyacım var? Bu konuda gerekli tüm bilgilere sahip miyim? Değilsem, hangi yollarla bu bilgilere ulaşabilirim?”
- Ertelememenin kendime özgü ve özel yolları neler?
- Erteleme sorunumu en iyi nasıl çözebilirim? vbg…
Problemimizi ve çözümümüzü tüm yönleriyle ele almak için sorularımızı çok yönlü tutmamız önemlidir.
Eleştirel düşünmenin bir diğer unsuru sorunun mantığını kavrayarak cevap vermektir: Soruları cevaplamanın birçok eleştirel olmayan yolu vardır: Meselâ bu yollardan biri, cevap vermek için cevaplamak ya da doğru bilgiyi aramadan, düşünmeden akla gelen ilk cevabı vermek, sonra da bu cevabı ısrarla savunmaktır. Bir diğeri, cevabı birine sormak ve cevabı veren kişinin cevabının ne olduğunu, ne şekilde verdiğini düşünmeden kabul etmektir.
Soruya cevap vermeden bir adım geri gitmek gerekir. Soru sorulduğunda doğal tepki hemen cevaplamak olabilir. Cevabı vermeden bir adım geri gitmek, soru neyi soruyor, neyi arıyor, cevaplamak için ne yapmak gerekiyor diye tekrar sorular sormak ve böylelikle en doğru cevabı bulmaktır.
Eleştirel düşünmenin üçüncü unsuru da eylem geçmektir: yaşadığınız problemi eleştirel biçimde ele aldıysanız; eleştirel şekilde doğru tanımladıysanız, sorununuzu gidermekle varmak istediğiniz sonuç/ sonuçlarla çelişmeyecek cevapları bulduysanız ve bunları yine eleştirel şekilde değerlendirdiyseniz artık tüm bunlara inanmanız ve bu inanca uygun davranmanız, yani çözümleri uygulamaya koymanız gerekir.
Yine eylem yoksa, o zaman söyle Epicharmus düşünmesini eyleme koymayan kör, sağır ve cansız mıdır?